30 04 2012

Suriye'nin Hainleri / Rıza Zelyut

  ye'nin hainleri Rıza Zelyut e-mail: zelyut@gunes.com     Ülkelerini bırakmışlar; başka bir ülkeye kaçmışlar. Sürüne sürüne yaşamaya alışmışlar çünkü... Kendi askerine, polisine kurşun atıyor bunlar... Ellerindeki silahlar; düşmanların silahı... Sıkışınca da Allahu akbar diye bağırıyorlar. Suriyeliler... Daha doğrusu hain Suriyeliler... *** Amerikan yöneticileri çok mutlular... İsrailliler göbek atıyor. Çünkü; onlarca yıldır silahla, tehditle yola getiremedikleri Suriye'yi şimdi içinden vurarak hedefe gidiyorlar. Suriye yönetimi; Amerika'ya ve İsrail'e kafa tutmanın bedelini ödüyor. Süfli insanları ele geçirmiş Amerika ve İsrail... Bunların arasına El Kaideci görüntülü ajanlarını da sokmuş. Seleficilik oynayan şaşkın bazı Müslümanlarla birlikte... Suriye'yi yıkmaya çabalıyorlar. SÜNNİ LİDER DEDİ Kİ Güya Suriye'de Alevi iktidarı varmış. Bu iktidar Sünnilere zulüm ediyormuş. Demokrasi yokmuş... Daha önce de yazdım. Suriye'ye iki kez gittim. Son gidişimde yanımızdakilerin tümü Sünni din adamları idiler. Onlarla birlikte; Suriye'deki Sünni çoğunluğun en büyük otoritesi olan Emevi Camii hatip şeyhi Muhammed Said Ramazan Buti'yi evinde ziyaret ettik. 1 Kasım 2011'deki yazımdan sonrasını okuyalım:  'Kendisi 80 yaşının üzerinde iyi Türkçe  konuşan birisi amma protokol gereği Arapça'yı tercih eden bir din adamı. Kendisine; 'Suriye'deki Sünni Müslümanlara Esed yönetiminin baskı yapıp yapmadığını; Türkiye'de bu yönde bir propaganda olduğunu' sordum. Suriye'nin... Devamı

30 04 2012

Odaları edebiyat kokulu otel / Ayçe DİKMEN

  Faruk BİLDİRİCİ 20.06.2010   Nazlı Eray, konuşurken elimden tuttu, beni de büyülü dünyasına çekti. Kitaplarındaki gibi hayatının gerçeklerini de “üzerine tül örterek” bir masal havasında anlattı. Sözcüklerle oynarken mutlu bir çocuk gibiydi. Anladım ki, o yazarken de aynı sevinci duyuyor. Her ne kadar yazarken hayat bulduğunu söylese de bence asıl besin kaynağı bizzat kendisi. “Facebook, Twitter hepsini kullanıyorum. Öyle şeylere çok açığım. Genetik mühendisliğinde doktor olmayı çok isterim, hayatta bunu ıskaladığıma çok üzüldüm. Çuvallarsın diyorlar, sınavı çok zormuş. Girmeyi ciddi düşündüm evet, düşündüm. Aslında cesaretim olsa girerim. Bir de tiyatro kulisinde ve bir arkeolojik kazı alanında 1-2 yıl yaşamak isterdim.” “Çok ülke gezdim. Gezmek de bir nevi roman yazmak gibi. Yolculukları, yabancı bir şehrin gecesini çok seviyorum. Gecenin kadife bir pelerin gibi şehrin üstüne çökmesini izler, gece seslerini dinlerim. Otelde pencereyi açıp 15-20 dakika dışarı bakarım. İçimdeki çocuk hiç ölmedi. Tepebaşı’ndaki o küçük Nazlı bugünün Nazlı’sını görse hiç yadırgamazdı. Bende fazla değişen bir şey yok.” “Bütün kitaplarımın yeniden basılmasını isterdim, çoğu piyasada yok. Eskiden çocuklarım gibi onları yanıma alır otururdum. Bir imza günümde 15-16 yaşlarında iki genç geldi, 30 kitap vardı önümde. “Vah vah hayatınız bunları yazmakla mı geçti?” dediler. “Çocuklar, hayatım b... Devamı